Gezginin İlk Yolculuğu

Varlığını hissettiğin anda girdiğin bir arayışın içinde kendini bulmaya çalıştığın dönemler vardır. Bu dönemler öyle anlarda ortaya çıkar ki kendini farklı bir uğraşa adapte etmek istersin ve bulursun. Herkeste olduğu gibi, bende bir şeyler arayışına girdim ve otostop hayatımda girdiğim en büyük arayıştır. Sürdürebilirliği gerçekliğe götürdüğüm andı otostop.

Hayatın zamana bağlı olarak bulunduğum mekanda içime yüklediği duygu dünyasını bulup, mutlu bir huzura kavuşabilmemi sağlayan baş parmağın hikayesiyle başlıyor. Mersin’de ailemin yanında, uzun bir zaman düşündüğüm yurtdışı fikrini gerçekleştirmek için biriktirdiğim parayı hiç harcamadan ve daha çok nereden kısabileceğimin düşüncesiyle araştırmaya koyuldum. Gel git zamanlarda Ankara’da konserde tanıştığım Gaboru Mersinde misafir ettiğim dönemde, yaptığı seyahatleri otostopla yaptığını anlatıyordu. Otostop yolculuğunu öyle anlatıyordu ki hissediyordum bu fikir hayatımı değiştirecek, öylede oldu. İlk gerçek anlamda otostop diyerek başladığım otostop Mersinden Ankara diye çıktığım yol Irak’a giderek gerçekleşti. Güzel bir andı düşünmeden yaşadığım gittiğim en güzel yolculuk. Hissederek yaşamanın verdiği otostop beni yollarda onlarca araç değiştirerek yeni bir dünyaya, ülkeye, kültüre götürmesi oldu, sonrası malum artık hep otostopla seyahat etmeye başladım. Bu yazıyı yollarda bitirmeye çalışıyorum özel ve güzel olması için, hepinizin zevkle okuyacağınız bir yazı olmasını arzuluyorum ve öylede oluyor.

nızar

Gezgin Yollarda, Nizar ve Gabor

 

Otostop yolculuğum, derelerin denize çoşkulu aktığı zamanlardı, doğanın canlandığı, kendini insanlara hissettirdiği bir anda yollarda Kürdistan Federal Bölgesinde buldum. Yaşadığımı anlamıştım, o şehirden o şehire gidiyordum. Savaşın izlerini görerek Kürdistan’da yolculuğum devam ediyordu. Kalıntılar görüyordum, insanların yüzlerinde savaştan sonraki sevinçle çalıştığı, zenginleştiği, paranın bolluğuyla ne yapacağını bilmediği bir dönemdi. Hızla gelişen, inşaatlar, mekanlar, yollar herşey yeni yapılıyordu Kürdistan’da, Irakın bir parçası olan bölgede yaşam çok iyiydi bir sıkıntı yoktu ya diğer bölgeler nasıldı ? Maalesef üzülerek söylüyorum diğer bölgeler Kürdistan kadar şanslı değildi halen savaşı yaşıyorlardı kentlerde bombalı saldırılar gerçekleşiyor, halk kendini bir yandan toparlamaya bir yandan savaşı nasıl bitirebileceklerini düşünüyorlardı. Böyle bir dönemde oralardaydım ve görüyordum acıyı, hüznü, sevinci, parayı…. İlk Süleymaniye vardığımda herkes kürtçenin Sorani dilini konuşuyordu ve ben bu dili bilmiyordum, ortalıkta öyle çarşı pazar gezerken telefonda Türkçe konuşan birini gördüm hemen yanına gittim ve konuşması bitene kadar bekledim. Adam ise telefonda konuşurken benim onun yanında neden beklediğimi bir yandan düşünüyordu telefon kapanır kapanmaz Merhaba dedim ve sarıldım adama, burada net anlaşabildiğim tek insansınız ve kalacak bir yere ihtiyacımın olduğunu söyledim. İlk önce yemek yedik sonrada sohbet ettik biraz ve beni akşam gelip alacağını söyledi. Akşam oluncaya denk merkezi dolaştım insanlarla tanıştım, anlaşmaya çalıştım. Arkadaşım vardı Süleymaniyede çalışıyordu ona ulaşmaya çalışıyordum, hemen bir hat aldım facebook üzerinden numaramı yolladım, arayacak diye bekliyordum bir yandan tanıştığım Diyarbakırlı olduğunu öğrendiğim adamı bekliyordum. Akşam aradı ve evine götürdü, güzel bir yemek yedim sonrada birer biralarımızı yudumladık, arkadaşım aradı ve onun yanına gittim. Bir kaç gün kaldım o çalışırken fotoğraf çekiyordum etrafa bakınıyordum, çalışanlarla tanışıyordum. Zerdüştlerle tanıştım çok iyilerdi, zerdüştlüğü anlamak için sorular soruyor anlamaya öğrenmeye çalışıyordum. Parklara, müzelere, cafelere, pazarları dolaştım. Bu şekilde zamanımı Süleymaniye de geçirdim sonra tekrar yollara düştüm ilk önce Erbil, Duhok ve Zaxo’ya gittim. Duhokta alkolün yasak olduğu bir yerde Viski içmiştim ve saatlerce gözaltında kaldım. Kazasız bir şekilde oradanda ayrıldım, Zaxo’da misafir edildim ve en güzel misafirperverliği yaşadığım yerlerden bir yerdi. Alkol burada sıkıntılıydı ama gizliden yine içtik, rahat durmamıştım, alkol için herşeyi göze almıştım. Türkiye’ye dönüş yaptım, Silopi, Cizre, Mardin, Urfa, Adana ve Ankara yapmıştım. Ankara’ya geldiğimde evimde işportadaki malzemelerimin evimi açtığım insanlar tarafından kullanılması, satılıp parasını vermeyişlerini ve buna benzer çok şey oldu. Otostop yolculuğum yaşadığım tüm sorunların üstünden gelmemi sağlamıştı. Yapabileceğim bir durum yoktu, sıkıntıda etmedim. Yeni bir eve taşındım, yeni arkadaşlıklar, yeni bir işe girmiştim. Hayatım, ilk defa adını öğrendiğim otostop ismiyle değişti ve değişmekte çok mutluyum bu durumdan. Hayatımda bir amaç edinmiştim onuda otostopla başlattım. Devamı yollarda takip etmeye devam edin. Eleştirilerinizi, yorumlarınızı yaparak gelişmemi sağlarsınız. Sonraki yazımda görüşmek dileğiyle.

Süleymaniyede çekilen fotoğraflar

Photo0064 Photo0062 DSC02906 DSC02894 DSC02891 DSC02827 DSC02870 DSC02872 DSC02888 DSC02826 DSC02825 DSC02822 DSC02786 DSC02803 DSC02777 DSC02775 DSC02772 DSC02765 DSC02760 DSC02755 DSC02753 DSC02751 DSC02747 DSC02749 DSC02750 DSC02742 DSC02740 DSC02738 DSC02737 1238777_604034086314710_974281796_n DSC02733 1000351_604034126314706_154599115_n

 

 

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*